Paylaş

İklim Değişikliği Etkisi ve Sigorta Sektörü

“Bir sistemin ilk verilerinde oluşabilecek küçük değişiklikler büyük ve öngörülemez sonuçlar ile karşımıza çıkabilir”

Sosyal Medyada Paylaş

“Bir sistemin ilk verilerinde oluşabilecek küçük değişiklikler büyük ve öngörülemez sonuçlar ile karşımıza çıkabilir” ünlü iklim bilimci ve meteorolog Edward N.Lorenz  “kaos ve düzen” teoremi olarak bilinen ve literatüre geçen  bu saptamasını, daha sonra “kelebek etkisi” olarak da anılan açıklamasıyla  adeta başka bir boyuta taşımıştır.

“Amazon Ormanları'nda bir kelebeğin kanat çırpması, ABD'de fırtına kopmasına neden olabilir.” akademik makalelere konu olan bu saptama; yerküremizin herhangi bir coğrafyasında yaşanabilecek herhangi bir krizin, farklı coğrafyalarda, farklı boyutlarda, farklı senaryolarda ve öngörülemez sonuçlar ile yaşanması olasılığını anlatır.

Edward’ın “kaos ve düzen” teorisini, global iklim değişikliği ve etkileri arasındaki bağı kısaca şu şekilde ifade edebiliriz;

Daha yüksek sıcaklıklar, daha fazla sel ve su taşkınları, daha fazla yağan kar, daha sert esen rüzgarlar, daha fazla orman yangınları, daha az su kaynakları, daha az tarım alanları & verimli topraklar, daha fazla kuraklık, daha fazla viral hastalıklar ve daha az yaşanabilecek bir dünya. Adeta bir domino taşı gibi bekleyen ve birbirine sebep, sonuç ilişkisi ile bağlı katastrofik riskler ve olası etkileri.

Global çaplı yapılan iklim zirvelerinde (Paris iklim zirvesi) yerküremiz için mutabık kalınan sıcaklık artış hedefi 2 °C seviyesidir. Ancak bu hedefin gerçekleşmesi halinde bile küresel ekonomilerde küçülme ile karşılaşacağımız öngörülüyor.(*) Öte yandan SwissRe‘nin global küresel ısınma  raporunda yer alan başka bir analiz ise yine Edward’ın “kelebek etkisi” modelini bizlere tekrar hatırlatıyor;

Raporda; “Amazon ormanlarında hızla yayılan büyük yangınların ardından yapılan araştırmalarda insan etkisi ile bitkiler tarafından salınan su buharının azaldığı ve bu ekolojik hasarın yerküredeki tüm orman yangınlarını tetikleyici etkisi olduğu belirtilmiştir.”

İklim Değişikliği ve Küresel Sigorta Sektörü

Esas zorluk, yeni fikirlerin geliştirilmesi değil, eski düşünce yapısının terk edilmesidir.” J.M. Keynes

İklim değişikliği konusunda öngörü çalışmaları hazırlayan danışmanlık ve strateji  firması Accenture’nin değerlendirmesine göre, 2020 ve 2025 yılları arasında küresel sigorta sektörünün cirosunun 1,5 trilyon ABD doları artması bekleniyor. Bu artıştan pay alabilmek ve değer zincirindeki yerini korumak için sigorta şirketlerinin mevcut, kalıplaşmış ürün, hizmet ve teminat yapılarından sıyrılması gereğini J.M.Keynes’in eskimiş iktisadi yapıların geliştirilmesi için söylediği yukarıdaki sözü ile örneklendirebiliriz. Yapılan başka bir araştırmayı veri olarak aldığımızda; önümüzdeki beş yıl içinde sadece dijital ürün ve hizmetler ve iklim değişikliğine bağlı ürün ve hizmetler toplamının yarattığı katma değerin minimum 200 milyar ABD dolar olması bekleniyor. (*)

“Tehditler  ve Fırsatlar”

İklim değişİkliklerine bağlı doğal afetlerin sigorta sektörü için hem tehdit, hem de fırsatlar sunduğu saptamasını yapabiliriz. Konuyu biraz daha açmak gerekirse;

 Ana teması “risk algısı” olan Sigorta Sektörü için özellikle “risk” unsurunun arttığı dönemlerde “fırsatlar” oldukça önem arz eder. Şöyle ki; yapılan sektör öngörülerinde gelecek günler için vaat edilen veriler oldukça önem arz ediyor. Konuyu biraz daha açalım; 2021 yılı ekonomik verilerine istinaden ortalama bir doğal afetin maliyeti 1,5 milyar ABD dolarını geçiyor (tehdit) buna karşın küresel düzeyde iklim değişikliği ilgili geliştirilecek ürün ve hizmetlere karşılık gelen potansiyel gelir tam 115 milyar ABD doları olarak tahmin ediliyor (fırsat). İklim değişikliği ve küresel ısınma kaynaklı doğal afetlerin şüphesiz sigorta sektörünü hem zorlayacağını (tehdit) hem de önemli bir gelir kapısı (fırsat) olacağını tekrar hatırlatmakta fayda var. Tabi ki burada önemli unsur “net karlılık” ve “sürdürülebilirlik”. Şöyle ki; daha fazla ısınan yerküremizde ortaya çıkma riski olan orman yangınları, sel felaketleri, yıkıcı rüzgarlar, seller gibi doğal afetlerin risk maliyetlerini şimdiden fiyatlamak, en azından finansal piyasalar açısından bir öngörü çalışmasının olması gerektiğini söylemeliyiz. Tüm bu olası katastrofik risk maliyetlerinin doğal afet teminatlarının risk katsayılarını artış yönünde etkileyeceği, bu artışın poliçe fiyatlamalarına yansıyacağı ve doğal afet sigortalarının sektör cirosundaki hacminin artacağını tahmin edebiliriz ancak artan risk katsayısına karşılık gelen fiyatlamalara bağlı “ciro artış” öngörüleri, bu sürecin makro anlamda ne kadar “sürdürülebilir” olup /olmadığı açısından bir tartışma konusudur.

Bununla birlikte; iklim değişikliği ve küresel ısınmaya karşı halihazırda düşük yoğunluklu da olsa uluslararası bir mütabakat (Paris İklim Sözleşmesi) ve mücadele olduğunu söyleyebiliriz ancak geçmişten gelen yerküremize ait ve insan eliyle oluşan iklim hasarları hacmi oldukça fazla, yapılan araştırmalara göre son 3 yılda meydana gelen iklim değişikliği tabanlı hasarların sigorta şirketlerine maliyeti 105 milyar ABD dolarına ulaşmış durumda(*). Yapılan farklı öngörüler doğal felaketlerin azalmayacağını ne yazık ki artarak ve çeşitlenerek devam edeceğini söylüyor. Bu nedenle tüm ülkelerin sigortacılık faaliyetleri de başta olmak üzere gereken önlemleri almaları ve katastrofik risklere karşı koruyucu önlem metotlarını geliştirme gereği ortaya çıkıyor. Elbette global çaplı  iklim değişikliği ve olası katastrofik riskler ile mücadelede global sigorta sektörü yapısı önlem zinciri halklarından sadece bir tanesi, bu doğrultuda gelişmiş ülkeler milyarlarca dolar uzun vadeli yatırım planlarını hazırladılar; alt yapı çalışmaları (ABD 2040 yılına kadar 500 milyar dolar alt yapı yatırımını fonlaması bekleniyor) yeni doğal afet teminat yapılarının geliştirilmesi, olası hasar maliyetlerinin hesaplanması için geliştirilen yeni teknolojiler ,tarım branşı sigortacılığına verilen toplam katkının hızla arttırılması ve teminat yapılarının çeşitlendirilmesi, yeni ve yenilenebilir enerji uygulamalarının (rüzgar, güneş, solar termal, jeotermal enerji)  önünü açmak adına teminatlandırma süreçlerinde esneklikler,  alternatif  kaynak finansmanı  açısından afet tahvillerinin tercih edilmesi gibi sektörel uygulamalar sayesinde iklim değişikliği tabanlı katastrofik risklerin, sigorta sektörüne olası toplam maliyetinin minimize edilmesi  ve bu risklerin finansmanı açısından önem arz etmektedir.

Doğal afet finansmanı için kullanılabilecek alternatif afet finansmanı olarak: Afet Tahvilleri

Belirtmeye çalıştığım gibi global iklim değişikliğinden en fazla etkilenecek sektörler arasında Sigorta sektörünün olacağını söyleyebiliriz, ölçülebilir hasarların meydana getireceği ağır maliyetlerin yükünü alternatif yatırım araçları ile ikame edebilme yöntemlerinden biri de afet tahvilleridir.

1997 yılında yaşanan yüksek maliyetli katastrofik hasarlar sonucunda (Andrew kasırgası ve Northridge depremi) reasürans piyasasında meydana gelen fiyat istikrarsızlıkları ve reasürans maliyetlerinin hızla artmasına bağlı olarak, sigortaya dayalı menkul kıymet türü olan ilk afet tahvilleri ihraç edilmiştir.

Alternatif risk yönetim metodu olmasının ötesinde, kaynak yaratma açısından da önemli bir misyonu olan afet tahvilleri, özellikle sigortaya konu olan riskin, olasılık olarak düşük ancak potansiyel maliyetinin büyük olduğu durumlarda tercih edilmektedir; Örnek vermek gerekirse; 100, 250 yılda veya daha da uzun sürede bir meydana gelebilecek riskler afet tahvilleri kapsamında menkul kıymetleştirilmektedir. Terör risklerini sermaye piyasalarına devretmek amacıyla da afet tahvili ikamesinin kullanılabileceğini düşünebiliriz başka bir dikkat çekici ve literatüre geçmiş örnek ise FIFA, 2003 ve 2006 yıllarında düzenlenen dünya futbol şampiyonalarının iptal edilme riskine karşılık afet tahvilinin ihraç edilmesidir.

Sigortanın menkul kıymetleştirilmesi mantığı, sigortaya konu olan riskin, tahvil veya opsiyon gibi standart bir forma dönüştürülerek, sermaye piyasalarında satılmasını ifade eder. Afet tahvili dışında sigortaya dayalı alternatif menkul kıymetlere örnek olarak; afet sigortası futures sözleşmeleri, afet swapları veya endekse bağlı afet opsiyonlarını örnek verebiliriz.

Türkiye’de Küresel İklim Değişikliği ve doğal afetlerin finansal sisteme etkilerini kısa ve uzun vadeli olmak üzere değerlendirebiliriz. (Enflasyon, istihdam ve büyüme üzerine olumsuz etkileri bunlardan birkaçıdır). Şunu da belirtmemiz gerekir ki; olası katastrofik toplam risk, sigorta sektöründe ürün çeşitliliğine (afet sigortaları, risk havuzları ve mikro afet güvenlik sigorta poliçeleri) ve tarım sigortacılığına eğilimin artması yönünde şüphesiz itici bir güçtür.

Tekrar belirtmek gerekir ise iklim değişikliklerine bağlı riskler sonucunda ortaya çıkan ekonomik istikrarsızlıklar ülkeler açısından yadsınamaz bir gerçektir mevcut potansiyel risklere karşı, bankacılık ve sigortacılık sistemlerinde kredi ve teminat risklerini azaltmaya yönelik önlemlerin alınması önem taşımaktadır; bu anlamda alınabilecek önlemlerden bir kısmı alternatif kaynak finansmanı açısından afet tahvillerinin finansal alt yapılarını oluşturmaya yönelik çalışmaları başlatmak, kamu maliyesi açısından vergi ve benzeri gelirlerden belirli paylar alınmak suretiyle  doğal afet fonlarının oluşturulması, doğal afet poliçelerinin zamanında tanzim edilmesi, olası afet riskinin en fazla olumsuz etkileyeceği “tarım sektörü” ne ilişkin özelikle bankasürans (banka, sigorta iş birliği) dağıtım kanalına bağlı olarak çiftçilere verilecek kredilere istinaden, tarım ve hayvan hayat poliçelerinin üretiminin yaygınlaştırılması ve bu amaç doğrultusunda kamunun mevcut teşviklerini gerek sigortacılık gerekse bankacılık alanında arttırması olarak sıralayabiliriz.

(*)Ref: theinsurer.com ;swissre,accenture, strategyand.pwc.com



TÜM YAZILAR